Aslında Rejans'ta iyi şeyler oluyor?
Bazıları görmek istemese de…
Aslında Rejans’ta iyi şeyler oluyor?
Tüm karalama kampanyalarına karşın, Rejans kalitede çıtayı her gün biraz daha yukarı taşıyor.
Son zamanlarda, basında, güdümlü olduğunu düşündüğümüz, Rejans’ı karalama kampanyasına bir halka daha eklendi. Vedat Milor’un pancar suyunu salça, balık yumurtasını somon sanarak yaptığı eleştiriler; henüz tahliye davası sürerken “Rejans’ın kapısına kilit vuruldu” başlığını atarak, Rejans’ı daha yaşarken gömmeye çalışanlar derken, bir darbe de Ali Esad Göksel’den geldi.
Öncelikle belirtelim: Rejans işletmecileri olarak, her türlü eleştiriye açığız. Dayanağı olan ve bizi bir adım ileriye taşıyacak her öneri ve eleştiriden yararlanmaya can atarız. Ancak eleştirinin temeli Milor örneğinde olduğu gibi, yanlışlara dayanıyorsa, düzeltmekten de kaçınmayız. Bu da, yaptığımız işe saygıyla ilintilidir.
Ali Esad Göksel’e neler oluyor?
6 Kasım Cumartesi günü Habertürk’te yer alan Ali Esad Göksel’in “Rejans’ta neler oluyor?” başlıklı yazısı karşısındaysa ne yapacağımızı bilemedik. Köşenin başlığı “Lezzet Seyahatleri” olmasına karşın, yazıda gastronomik açıdan bize yol gösterecek tek sözcük yoktu. Aslında ortada bir yazı falan da yoktu, ya da yeni bir yazı yoktu, diyelim. Göksel, daha önce başka gazetelerde yazdığı, Rejans yazılarını, kelimesine dokunmadan, yeniden, bu kez Habertürk’te yayınlama gereğini duymuştu. Bu yazılardan ilki, muhtemelen 2001 sonu ya da 2002 başında “Bir Beyoğlu Klasiği: Rejans” adlı kitabımızla ilgili yazdığı yazıydı, diğeriyse 2003 yılının Şubat ayında yayınlanmıştı.
Sayın Göksel, diğer restoranlarla ilgili yazılarını da, böyle eski yazılarından kopyala – yapıştır yöntemiyle mi hazırlıyor Habertürk için, bunu bilemiyoruz. Eğer değilse, Rejans için bunu yapmasının kasıtlı olduğunu düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Tabii ki, gazetede bir tam sayfa ayırdığınız yazı, hiç detay vermeden “her şey çok kötüydü” sözüyle dolamazdı, bunu söyleyebilmek için, sayfayı eski yazılarıyla doldurmayı tercih etmişti, yazar.
Oysa biz, “kötü” olarak tanımlananların neden kötü olduğunu Sayın Göksel’in engin gastronomi bilgisiyle, o koca sayfada anlatmasını isterdik. Bunu çok isterdik, çünkü yerinde eleştiriler, bunca deneyimimize karşın, bize yeni ufuklar açıyor, kendimizi geliştirmemize katkıda bulunuyor.
Şimdi Ali Esad Göksel’den bütün bunları anlatan yeni bir yazı yazmasını bekleyemeyiz ama en azından nelerin ve neden kötü olduğu konusunda bizi bilgilendirmesini umabiliriz. Böylece biz de kendi doğrularımızı Göksel’e aktarma fırsatını bulabiliriz.
Rejans, kalite açısından “top” düzeyde…
Aslında, şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Olağan dışı aksilikler söz konusu değilse, biz mönümüze, şef aşçımıza ve hizmet anlayışımıza güveniyoruz ve sonuna değin sahip çıkıyoruz. Ortada bir yanlış varsa, hızla düzeltmek için elimizden geleni yapıyoruz. Hiçbir konuda kaliteden ödün vermiyoruz.
Örneğin, servis elemanlarımızın piyasa deneyimine sahip olmasıyla yetinmiyoruz, okullu ve iyi eğitimli olmalarına özen gösteriyoruz.
Örneğin, mutfak şefimizin ödüllü bir aşçı olmasından gurur duyuyoruz. Sadece mönüde yer alanları uygulayan bir aşçı olmak yerine, bazı yemeklere imzasını atacak kadar yaratıcı bir isim olması bizi mutlu ediyor.
Malzeme kalitesinde, piyasanın en iyilerinden biri olduğumuzu düşünüyoruz. Bu konuda hiçbir fedakârlıktan kaçınmıyoruz.
Kısacası, kalitede çıtayı her gün biraz daha yukarıya taşıyoruz. Rejans’ın “fiyat – kalite” politikasında, 80 yıllık tarihinin en “top” noktasında olduğunu iddia ediyoruz. Müşterilerimizin, bu anlamda bize yansıttıkları izlenimler de bu iddiamızı doğruluyor.
Bu nedenle de Ali Esad Gökel’in eleştirilerinin detayını merak ediyoruz ve bizden bunu esirgemeyeceğini umuyoruz.
Hatta, yakın zamanda Rejans’a gelmediyse ve hâlâ eski deneyimlerinin izini sürüyorsa, en kısa zamanda konuğumuz olmasını ve ulaştığımız kalite düzeyine bizzat tanıklık etmesini bekliyoruz.
Eğer bu karalama, bir genelleme olarak kalırsa, bu yazının da kasıtlı olduğunu düşünmekten kendimizi alamayacağız.
Sayın Göksel, yazının bir yerinde “Rejans’ın 100. yaşını görmek için üstüme düşen her şeyi yapacağım” diyor. Ancak bugün aldığı tavır (belirgin bir eleştiri yapmadan toptan karalama) bu görüşüyle bağdaşmıyor. İşte, asıl bizi üzen de, bu…
Neyin yanlış olduğunu bilmezsek, düzeltme şansımız olur mu?

