Rejans 1976'da geçirdiği büyük yangından sonra dekoratör Turgut Atalay tarafından yenilendi ve eski dokusuna kavuştu. "Rejans hala eski Rejans, hiç değişmedi" diyenler yangını ve Atalay'ın öncülüğünde gerçekleştirilen bu yenileme çalışmasını belki de hiç farketmiyorlar. Çünkü gerçekten de Rejans hep aynı. Bunu bir de mütevazi bir anlatımla Turgut Atalay'dan dinleyelim.
Rejans'ı yenileyerek, aynı zamanda yıkılmak üzere olan bir binayı kurtardım. Bozulmasına engel oldum Rejans'ın. Belki bir başkası olsa, yeni bir mimariyle inşa ederdi orayı. Benim en büyük vasfım budur, Rejans'ın sahipleri için. Eski bir binadır Rejans'ın olduğu yapı.
Rejans'ta değiştirdiğim tek şey mutfaktır. Çok eskimişti çünkü. Her yeri çelik kapladım mutfakta. Ben İstanbul'da en az 50 tane lokanta ve gazino yaptım. Hepsinin mutfaklarını çelik yaparım. Temizlik için. Onun dışında tesisatları ve tuvaletleri de değiştirmiştik. Rejans yangından sonra kötü olmuştu. Biraz okşayarak yaptık o yüzden. Lambrilerin bozulmuş ve yanmış olanlarını değiştirdik. Ama eskiye yakın olmasını sağladık. Saygıyla yaptım ben orasını. Elimin değdiği her işin iyi olmasını isterim. O yüzden herkesin rahatını düşündük. Ama mesela, ışığı istediğim gibi yapamadım. Belki lambalar değişmiştir şimdi. Benim yaptığım işler pahalı işlerdi, yangından sonra bunun karşılanması da pek mümkün değildi zaten. O yüzden benim düşündüğüm ideal lokantayı yapamadık. Mimaride hacim değişikliği yapmadık. Balkon, balkon olarak duruyor yine aynı şekli ile. Parmaklıkları da aynı duruyor. Hatta o zamanlar, balkonu kullanın, orkestra getirin, demiştim. Ara sıra yaptılar onu da. Plak ya da bant çalıyorlar çoğu zaman.
Rejans'ta o zamanlar Rus kadınları çalışıyordu. Onların oraya kattığı hava daha iyiydi tabi ki. Ben kaç tane gazino yaptım, kaç tane opera, tiyatro koydum sahneye. Ama kendi yaptığım şeylere ya da yerlere çok fazla gitme alışkanlığım yoktur. Doyumu yeter benim için.
Zaten Beyoğlu'na da çok sık gitmiyorum. Çünkü Beyoğlu'nu kaybettik. Ben talebeyken ne zaman çıksam arkadaşlarıma rastlardım. Şimdi elli yıl gitseniz tanıdıklara rastlayamazsınız.
Tiyatro camiasından çok insan gitmiştir Rejans'a. Mesela Vasfi Rıza Zobu, Bedia Muvahhit, Cahide Sonku çok gitmiştir oraya.
Dekoratör Turgut Atalay, biraz da hüzünle anlatmış Rejans'ın restorasyonu ve Beyoğlu'nun zaman içinde bozulmasını.
Gerçekten de 70'li yıllardan sonra Beyoğlu giderek o saygın havasından çok şey kaybetti. Her yeri fast-food çılgınlığı ve ayaküstü bir şeyler atıştırılan büfeler kapladı. Bozulan bir semtte, zamanın yıkıcı gücüne inatla karşı koyan nadir yerlerden birisi olarak kalmış Rejans. Daha kapıdan girişte, aynı anda bir zaman tüneline girdiğinizi farkediyorsunuz. İçimi hoş Rus votkalarının sakladığı cam şişeler, duvarları süsleyen klasik tablolar size sıcak bir merhaba diyor.
Bir köşede keşfedilmeyi bekleyen Rus vitrini, tarihi bir semaver ve özgün yapısını hala muhafaza eden balkon ve parmaklıklar, her biri ayrı bir tarih dilimini anlatıyor.
İTÜ Mimarlık Fakültesi Restorasyon Ana Bilim Dalı başkanı Prof. Dr. Nur Akın, Rejans için düşündüklerini şöyle anlatmış.
Lokanta, dört büyük kolonla taşınan büyük mekan, ardında mutfak, depo ve tuvaletleri içermektedir. 1970'lere dek balkona çıkan merdivenin altında bir piyano durmakta ve Rus piyanistlerce çalınmaktaydı.
1976 yangınından bir yıl sonra yeniden açılan Rejans'ta, büyük onarım sırasında, eski kartonpiyerlerden kalan örneklerden yararlanılarak tüm kartonpiyerler yenilenmiş, duvardaki ahşap kaplamalar eskisine uygun bir biçimde yeniden yapılmış, özgün avize ve apliklerin parçaları toplanarak, eskisinin aynısı olmasına özen gösterilerek Kuledibinde tamamlatılmıştır.
Son olarak, 2000 yılı yaz aylarında yapılan bir düzenlemeyle mekana giriş ve ana aksam getirilmiş, giriş kapısının üzerine karşıdaki balkona referans veren ahşap bir süs balkonu eklenmiş, balkon katındaki bayan tuvaletleri aşağıya alınmış ve balkona çıkan ahşap merdiven çelikle takviye edilmiştir. Balkon katı döşemesinin özgün ahşap kaplaması, ahşap demir parmaklıkları ve biçimleri aynen korunmuştur. Bu kat da yemek servisine açılarak daha aktif bir biçimde kullanılır olmuştur. Böylece normalde 100 kişiye hizmet veren lokanta, Cuma ve Cumartesi akşamları, gereğinde bu bölümün de katılmasıyla 150 kişilik bir kapasiteye ulaşmaktadır.
Sonuç olarak, yüzyılların ötesine giden birikimiyle özel bir kent olan İstanbul'un, bugüne dek yerinde ve geleneksel işleviyle yaşayabilen örneklerinin sayısı çok azdır. Rejans lokantası bu nadir örneklerden biridir. Rejans denilince akla Beyoğlu, özel Rus yemekleri ve içkileri, değişmeyen yeri gelmektedir. Bugün çoğu lokanta örneğindeki gibi bir zincirin parçası olmadan, sadece Beyoğlu ile bütünleşerek varlığını korumaktadır. Dolayısıyla Rejans, 1930'lardan günümüze dek gelen eğlence anlayışı, damak tadı ve mekansal beğeniler karşısında, niteliklerinden ödün vermeden direnerek ve kendisini, sırf bu değişmemişliği ve 70 yıllık köklü geçmişi nedeniyle tercih edenlerin mekanı olarak, özellikle içinde bulunduğu bölge için ayrıcalıklı bir nitelik taşımaktadır.
İşte bu nedenlerle Rejans, Beyoğlu bölgesinin "tarihi eserlerinden" biridir ve yeri, mekansal nitelikleri ve özellikle de işleviyle, yok olmadan geleceğe aktarılması gereken bir tarihi belge olarak tescil edilmelidir.

