Rejans - Rus Lokantası

Rejans, bütün tarihi boyunca, her dönemde daima
en seçkin kişileri ağırlamıştır.
Rejans, tıpkı Beyoğlu gibi "nev'i şahsına münhasır" bir efsanedir. Akşamüstü bir barda soluklanıp yemeği Rejans'ta yemeyen bir gazeteci var mıdır ? Bırakın gazetecileri reklamcısından mütahhitlere, öğretim üyesinden bürokratına Rejansı tanımamış, o dev salonda eski bir kültürün tadına varmamış "ehl-i damak" bulmak mümkün mü ? Artık olmayan piyanosu, eskilerin yerini almış genç garsonları, hanım yöneticileri ve Rejans'ın ünün, yeryüzünün her yöresinden duymuş olan turistleriyle ilginç bir ortamdır bu yaşlı lokanta. Özenli servisi ve değişik yemek dağarcığıyla ayrı bir çekiciliği vardır. Beyaz Ruslar'ın dükünden düşesine "istila" ettikleri Beyoğlu, Galata, Asmalımescit ve Aynalıçeşme coğrafyası içinde çok özel bir noktada durmaktadır. Savaş öncesi İstanbul'u aydınlatan bir "romantik" ışıldaktır Rejans: Bolşevik rejiminden canını (ama malını değil) kurtarıp postu Türkiye'ye atan, yakası bembeyaz, gömleği tertemiz, pantalonu ütülü "Grand Dük" eskilerinin şef garsonluk yaptığı bu lokantaya Atatürk'ün sık sık geldiği söylenir. Franz Von Papen, Alman sefiri iken bir kez uğramış, pek beğenip alışkanlık edinmiş Rejans'ta akşam yemeği yemeyi. Peki başka ? İşte "renk cümbüşü" orada başlıyor. Casusların cirit attığı 1940'ların İstanbulunda Rejans'ın bir çok romantik "espionage" filmine konu olabilecek buluşmalara sahne olduğu rivayet edilir.

